DUALAR/BEDDULAR
   
Dua ve beddular anonim halk edebiyatı ürünlerinden olup, Türk İnsanın ahlaki
ve dini inanışlarını dile getirirler. Gerek dua ve gerekse beddualarda dini inanışlar hakim olup bu türler yer yer atasözleri ve deyimlerle karıştırılmaktadır.
   
Hülya Türkmen’in 1989 Ağustosunda Ağın (Elazığ) Folkloru ve Halk Edebiyatı adı
altında bitirme tezi olarak derlemiş olduğu Dualar ve beddular başlığı altında kaleme aldığı beddulardan bir de şiir şeklinde olanı var. Olayın hikayesi şöyle:
 
      Eskiden evlerde aydınlatma aracı olarak Çıra kullanılırmış. Bir gün Ağın’lı bir kadın çırasın kaybetmiş, bütün çabalara rağmen bulamamış. Aradan günler geçtikten sonra komşulardan birine oturmaya gitmiş kadın bakmış ki komşusundaki çıra kendisinin bunun üzerine    
 
Çıramı alan yaka

Allah evini yıka

Sevgilisi can vere

Yakada yüzüne baka

   
 
  diye beddua etmiş, sonrada ben beddua bilmem.Gayınnama diyem ki o daha eyisini ede der.
     
Yöremizde söylenen bazı dualar
   
 
         
Aklınla bin yaşayasın.

Analı babalı büyeyesin.

Allah utandırmaya.

Dert yüzü görmeyin

  Bir yastıkta kocayasız.

Allah yavruların bağışlaya.

Berhudar olasın.

Murat alasın.

Yolun izin açık ola

 
 
 
 
           
Yöremizde Söylenen bazı beddualar
         
Arada, ortada galasın.

Boyun bosun devrüle.

Bir mezarda yatasın, bin mezardan sesin gele.

Dilin lal ola.

Dilin at arısı soha.

Dilin alına.

Ettiğin çekesin.

Etin töküle.

  Gözlerin avcuma gele.

Garna gırsi. (Karın ağrısı)

Toprağı başına goyduğum.

Gızıl gurt duta da salmaya.

Gün güneş görmeyesin.

Hortlayasın.

Kor top olasın.

Toprağ başan ola.

Zıkkımın kökünü yiyesin.

Yetişmeyesin