| (Aladağ’la
Böğürlü, Ağın’ın batı yönlerinde iki küçük dağdır.
Bunlardan Böğürlü, toprak kayması sonucu, belki
birkaç yüzyıldan beri azar azar yıkılıyor; Aladağ
da, yanında yöresinde taşıdağı değişik renkte topraklar
nedeniyle, yağmur yağıp sel çıktığında kırmızımsı
sular akıtıyor.Böğürlü dağı denilmesinin sebebi
toprak kayması olduğu zamanlarda manda ve öküz böğürmesini
andıran sesler duyulmasıdır.)
Bir zamanlar, Aladağ’la Böğürlü dolayları, ekinlerin
boyuna ulaşan gür otlar ve renk renk çiçeklerle
süslü şirin bir yurt köşesiydi. Dağların yamaçlarında
şemsiye gibi açılan her türden çam ağaçları, benek
benek çevreyi canlı kılan köylerin çevresinde
bağlar, bahçeler ve bunların içinde her türden
meyveler manzarayı zengin kılıyordu. Bu zenginlik
içinde, herkes işinde gücünde, çiftinde çubuğunda
kaygısız ve mutlu yaşardı.
İşte bu yıllarda, bir Aladığ’ın, diğer Böğürlü’nün
yamacında yerleşik iki köyde, aynı yaşlarda iki
yağız delikanlı yaşıyordu. Bunlardan ikise de
çocukluk dönemlerinden biri " el bebek, gül
bebek" özenle bakılıp büyütülmüşlerdi. Gürbüz,
güçlü-kuvvetli idiler. Henüz onbeşinde bile taşı
sıksalar suyunu çıkarırlardı. Delikanlılık çağlarına
geldiklerinde her ikisinin de anası:
-Vereni gurban! Dengini bulsak da başgöz etsek,
derlerdi. Ama onlar kendilerinin dengi, dünya
güzeli gibi eş olacak hatunu çoktan bulmuşlardı.
Bulmuşlardı ya, aksiliğe bakın ki, her iki genç
de aynı kıza aşık olmuştu.
Günü gelip kız istemeye gidildiğinde, rastlantı
bu ya, her iki aile de aynı gün ve aynı saatte
kız tarafının kapısını çalmışlardı. Ayrı ayrı
yerlerde müjde haberi bekleyen delikanlılar ise,
bu kötü durumu duyunca çılgına dönmüşler ve kısa
sürede onlar da kız evinin önüne gelmişlerdi.
İki aile birbiriyle söz düellosu yaparken, delikanlılar
hemen kavgayı başlattılar. Biri bıcakla diğerini
ağır yaraladı, diğeri de kılıçla hasmının etinden
bir parça uçurdu.
Hayırlı ve yararlı bir girişim, henüz başlamadan
büyük yıkıma dönüşünce, ailleler yasa pusa boğulmuş
olarak evlerine döndülür. Yaraları sarılan ve
yataklarına alınan aşıklar, öfke ve çaresizlik
içinde bu kez de birbirlerine kargışta bulunmaya
başladılar. Kılıçla yaralanmış olan, kendisinin
bıçakla yaraladığı delikanlı için:
-Dileğim odur ki, Allah seni bir dağ yapsın.
Dünya var oldukça her yanında yaraların kanasın.
Bıçakla yaralanmış olan delikanlı da hasmı için:
-Dilerim Allah seni bir dağ yapsın. Dünyanın
sonuna değin toprakların bölük bölük bölünsün
eteklerine aksın.
Bu kargışların ardından, her iki aşığın dileği
Allah tarafından kabul olunur. Bunlar birer dağa
dönüşürler. Bu dağlardan biri Alada, diğeri Böğürlü
dağıdır. O günden beri, ne zaman ki yağmur yağar,
sel çıkar, Aladağ’dan kan rengini andıran kırmızı
sular akar. Yine o günden bu güne her Cuma, Böğrlü
dağında toprak kayması olur, bölük bölük topraklar
dağın eteklerine doğru süzülür iner. ( Mehmet
ORHAN-Dünden Bugüne Ağın Sh.209)
|