| |
|
|
|
 |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
FIKRALAR
|
| |
|
| İbik Dayı,
Osman Ağa, Kortikoğlu, Çuhadargilin Sabri Dayı,
Hayrullah Çece ve diğerleri |
| Ağın ve çevresinin
fıkra zenginliğine önemli katkı sağlamışlardır.Ağın’da
fıkra tiplerinin önemli ismi İbik Dayı (1867-1943)
Ağın’nın Uzungil Mahallesinde yaşamış Nükte ve olayları,
hazır cevaplılığı ile Ağınlıların ince zekasını
ortaya koymuştur. Fıkaraları Prof.Dr.Saim SAKAOĞLU
tarafından derlenmiştir. Ağın halkı arasında fıkraya
temsil de denmektedir. Halk fıkraları ya insanların
ya da köy ve kasabaların eksik yönlerini belirtmek
için anlatır. |
| |
|
| |
| |
|
ALLAH YARDIM ETSİN
|
|
|
| Kohpinik köyünden birkaç
kişi çaya balık avına giderler, birden yağmur yağmaya
başlar, hemen torun altına girerler ve Allah yardım
etsin açıkta kalana derler.
|
| |
| ATEŞ ÇIKARIYOR |
| Sakal tıraşı gelen İbik
Dayı traş olmak için Berber Mehmet Ustaya gider.
Berber İbik Dayının sakalını sabunladıktan sonra
başlar sakalını kazımaya. Canı yanan İbik Dayı daha
fazla dayanamaz.
-Yavrum Mehmet senin bu ustura neden yapılmış
der. Berber sorunun asıl maksadını kavramadan
cevap verir.
-Çelikten Dayı
-Belli der İbik dayı çelikten olmasa gözümden
böyle ateş çıkarmı.
|
| |
| YOL VERGİSİ |
| İbik Dayının yaşadığı
yıllarda hayvan besleyen kişilerden sayım vergisi,
yol yapmakla yükümlü olanlardan ise yol vergisi
alınırdı. Sayım vergisi Koyun, Keçi, İnek, Öküz
gibi hayvanlardan alınır, At ile Eşşekten alınmazdı.
Bir gün Aliuşağı mahallesinden Çavuş Emi hasta olan
eşeğinden söz ederken;
-Eşek ölürse deriye yüzüp ineğin sırtına geçireceğim
ki sayım vergisinden kurtulayım der. İbik Dayı’da;
-Sen o deriyi kendi sırtına geçir ki yol vergisinden
kurtulasın diyerek taşı gediğine koyar.
|
| |
| HEKMAT’IN TRENİ |
| Palaz Ahmet Dayı’nın oğlu
Hekmat askerde parasız kalır. Babasından para istemenin
yollarını düşünür ve Babasına güzel bir mektup yazar.
-Sevgili Babacığım, Ağına tren getireceğim, pazarlığını
yaptım, ikiyüzelli liraya anlaştık, yüz lirasını
verdim, geriye kalan yüzelli lirayıda bana gönderki
gelince treni alıp geleyim.
Palaz Ahmet Dayı’da Hekmat’a yüz elli lirayı
postalar ve gördüklerine,
-Bizim oğlan tren almış , askerden gelince getirecek
der. Hekmat askerliğini bitirir ve Ağın’a gelir.
Babası tren getirmediğini görünce,
-Hani Hekmat tren...der. Hekmat bunun da planını
kurmuştur.
-Baba Vallaha treni tam feribota yükleyecektim.
Namussuzun tekeri kaymasın mı yallah! Doğru denize
yuvarlandı.
|
| |
| YAVRUSUNU DA BANA VER |
| Otomobilin Ağın’a ilk
geldiği yıllarda, Beyelması (Hozakbur) köyüne bir
kamyon gider. Köylüler arabanın etrafını çevirirler.
Ayşe Bacı da arabanın etrafında dönüp durmaktadır,
getirdiği bir burma otu kamyonun önüne koyarak,
kamyon şöförüne döner.
-Nolursuz bunun yavrusu olursa onu da bana verinki
seveem der.
KÜPÜ KIRIN
Kohpinikli kadının biri bir gün küpte yayık yayıyormuş,
işi bittikten sonra yayığı temizleyip evin dışında
bir yere koymuş, öküz gelip küpe kafasını sokmuş,
komşularıyla birlikte ne yapmışlarsa öküzün kafasını
küpten çıkaramamışlar. Köyde herkesin akıl danıştığı
Fatime isminde bir kadın varmış, komşuları bunun
üzerine kadına git Fatime’ye danış demişler. Bunun
üzerine Fatime,
-Öküzün boğazını kesin demiş. Öküzün boğazını
kesmişler başı yine çıkmayınca, tekrar Fatimeye
danışmışlar, Fatime bu seferde,
-Küpü kırın, küpü kırın demiş.
|
| |
| KOYUN POSTU |
| Çuhadargilin Sabri Dayı
nın evine kız kardeşi Hatiçe Bacı üzüntülü ve heyecanlı
bir vaziyete gelir.
Sabri Dayı,
-Bu ne hal bacı der, Hatiçe bacı ağlayaraktan.
-Ula Sabri o devrülesi Küzneli Ekrem ( Zamanın
Belediye Başkanı) geçileri galdurirmiş, benimde
iki tane geçim var, ben nedejeğim. Sabri dayı
bunun üzerine;
-Üzülme bacı bundan kolay ne var, senin keçilerin
kolik (boynuzsuz) değil mi? Oda sevinerekten
-Hee...der. Sabri dayı devamla
-Keçilerin sırtına iki tane koyun postu geçirdin
mi, Çoban da bir şey anlamaz, belediye de. Bunun
üzerine Hatiçe Bacı,
-Vay aklın da sevem seni de der ve kardeşinin
boynuna sarılır. Sabri Dayı buna ilave olarak.
-Aman bacı kimseye söylemeyesin bu iş ciddi,
bildiğin gibi değil der. Hatice bacı sevinerekten
doğru komşusu Numan Amca’nın yanına gider (Numan
Amca ise zamanın belediye meclisinde üye, keçilerin
kaldırılması için birlikte karar alınmış) ve komşusuna,
-Nömen Efendi sende goyun posti var mi?
-Ne edeceksin gız diye karşılık verir. Hatiçe
Bacı,
-Sabri dedi ki kimseye söyleme. Hatiçe bacı bakar
çaresi yok, durumu anlatır.
-Goyun postini geçilerin sırtına geçürüp davara
gatajağım der. Numan Amca gülmekten konuşamaz,
olay kısa zamanda Ağın’da duyulur.
|
| |
| YONCA TOHUMU |
| Çuhadargilin Sabri Dayı
Zıraat Dairesinde çalıştığı yıllarda, Sabri Dayıyı
tanıyan ve köyünde uyanık olarak bilinen bir köylü
vatandaş yonca tohumu almak üzere Ağın’a gelir ve
Sabri Dayanın yanına uğrar. Ondan Yonca tohumu ister
ve Sabri dayı da o anda jeton düşer, yonca tohumunu
vermek istemez, yonca tohumunun bittiğini bir hafta
sonra geleceğini söyler. Bu arada Sabri Dayı üşenmeden
inşaat telini alarak, penseyle küçücük tohum şeklinde
doğrar ve küçük bir kese kağıdına kor, Köylü vatandaş
bir hafta sonra tekrar Sabri Dayının yanına uğrar.
İçi yonca tohumunu andıran, küçücük tellerle dolu
kese kağıdını alır ve ağır olduğunu hissedince,
-Bu nasıl tohum ağır Sabri Dayı!... Diye sorar,
Sabri Dayı’da
-Bu tohum yeni üretilen Amerikan malı der. Köylü
vatandaş ikna edilmiş bir vaziyette köyüne döner.
Hazırlamış olduğu tarlasına tohumu eker, belli
bir süre bekler tabii ki tohum bitmez, üzgün bir
durumda tekrar Ağın’a gelir ve soluğu Sabri dayının
yanında alır.
-Bu ne biçim tohum? Bitmedi der. Sabri dayıda
ciddi ve ikna edici bir tavırla,
-Bu tohumun özelliği bu sene bitmez, seneye fışkırır
diye karşılık verir.
|
| |
| *(Bu fıkralar bahse konu
Sabri Baykut’un oğlu Mahir Baykut’tan derlenmiştir.
Derleme: A.Remzi Erdoğan) |
| |
|
|
| |
|
|
|
|
|
|