| Uzun
havaların değişik bir türü olan mayalar ve hoyratlar,
birer dörtlük mısralardan oluşur. Yöremizde genellikle
düğünlerde halay çekilirken okunan mayalar, oyuncuların
içinden sesi güzel olanlar tarafından söylenir.
Çalgı yöremize ait çalmış olduğu bir kırık hava
ile (Maya havası) halaydakiler basit figürlerle
oynarlar. Çalgı sustuğu zaman oyuncular da durur.
Okuyucu eli kulağa atarak yavri yavri, hele zalim,
hele gurban sözleriyle başlar ve bir dörtlük mayayı
söyledikten sonra, halaydaki oyuncular breeey breeey
nidalarıyla oyunu devam ettirirler. Ağın ve civarında
bu mayaları en iyi okuyanlar arasında Süderekli
Münür ‘ün ismi anılmaktadır. Günümüzde ise bu mayaları
okuyanların başında Sonay Yay’ın ismi geçmektedir.
|
|
Çık ayvana bak yıldızın merdine
Yeni düştüm bir yosmanın derdine
Düşmanların baykuş konsun yurduna
Gidem gelem ben gülümü derem yar.
İki bülbül figan eder bir güle
Layıkmıdır ben ağlayam el güle
Yare değen düşmanın eli büküle
Gidem gelem ben gülümü derem
Bir gül için bülbül giymiş kareler
Bu dert beni iflah etmez yaralar
Göz göz oldu sinemdeki yaralar
Neşter olup açanım yok saranım yok
Gider oldum tedarikim görüldü
Gitme diye yar koynuma sarıldı.
Bizim kısmet gurbet ele yazıldı
Gidem, gelem ben gülümü koklayam.
|
Huma kuşu yükseklerden seslenir
Yar goyunda bir çift suna beslenir
Sen ağlama kirpiklerin ıslanır
Ben ağlım ki belki gönül uslanır.
Sen gül ol ki ben bahçende bağ olim
Layık mıdır yanıp yanıp kül olim
Sen efendim ben önünde kul olim
Go desinler buda bunun guludur.
|
Yara benden yara benden
Yalvarın yara benden
Sinemde dağ-ı hicran
Sinemde dağ-ı hicran
Sağalmaz yara benden
Kara gözler, kara gözler
Karadır kara gözler
Gemim deryada kaldı
Yelkenim kara gözler
Güne düştüm, güne düştüm
Gölgeden güne düştüm.
Felek evin yıkıla.
Dediğin güne düştüm.
|