MÜZİK
   
Elazığ, Eğin, Arapkir ve Ağın Yöresinin ortak sazları olan davul ve klarnetin çalışınız
tekniği (stil-ağız) olarak farklılıklar vardır. Ağın ve Arapkir’de süsleme zenginliği hem davulda, hem de klarnette görülür. Türküler, belli bir yörenin gelenek ve göreneklerini, yaşayışlarını ve dil özelliğini yansıtan ve o yöre de yaygın bir bicimde söylenen halk ezgileridir.Türküler başlangıçta bir kişi tarafından yakılmış olsa bile halk arasında söylene söylene zamanla türkü yakanın adı unutulmuş ve dilden dile dolaşıp, değişik şekiller alarak anonimleşmişlerdir.
   
Ağın idari yapı olarak 1954 yılına kadar Eğin’e bağlı kalmış bir bucak merkezi idi. Bu
bağlılık idari ve ekonomik yapıda olduğu gibi Folklor ve kültürel alanda da olmuştur. Ağın ve yöresi, türkülerinde de Eğin’den etkilenmiştir.Eğin türkülerinin ana teması olan gurbet, hasretlik ve sıla özlemi Ağın ve çevresinide etkilemiştir. Bundan 75-80 yıl önce Ağın’lı bir ananın vatan savunması için cepheye gönderdiği oğlu geri dönmeyince acılarını yanık bir ezgiyle mısralara dökmüştür.
Size sorarım gartallar, guşlar, Bir yiğit yolladım nerede gışlar
 
 
     
Yöremizde Söylenen Türküler
   
 
Leylani (Varyant)(Ağın)
Tombulum (Ağın)
Ninayi Ninayi
Nirnana
Hayriye (Eğin)
Bahçeye İndimde (Eğin)
Oynama Yorulursun (Eğin)
Meşenin Tepesinden (Eğin)
Sabahın Seher Vakti (Eğin)
Atlar Eğerlendi (Arapgir )
Büyük Cevizin Dibi (Arapgir)
 
  Tombulum (Ağın)    

Bahçe bara mı gider
Ayva nara mı gider
Bahçeci gadan alam
Bu yol yaramı gider

Haydi benim tombulum
Semtine düştü yolum
Bir daracık Sokakta
Yara kavuştu kolum


Su koydum su tasına
Gül diktim ortasına
Beni yardan ayıran
Çıkmasın haftasına

Haydi benim tombulum
Semtine düştü yolum
Bir daracık Sokakta
Yara kavuştu kolum


Arpa Ektim hozana
Gottik boylar uzana
Ben yarımı yolladım
Beşibirlik kazana

Haydi benim tombulum
Semtine düştü yolum
Bir daracık Sokakta
Yara kavuştu kolum

 
 
 
Uzun havalar, Hoyratlar, Mayalar
           
Uzun havaların değişik bir türü olan mayalar ve hoyratlar, birer dörtlük mısralardan oluşur. Yöremizde genellikle düğünlerde halay çekilirken okunan mayalar, oyuncuların içinden sesi güzel olanlar tarafından söylenir. Çalgı yöremize ait çalmış olduğu bir kırık hava ile (Maya havası) halaydakiler basit figürlerle oynarlar. Çalgı sustuğu zaman oyuncular da durur. Okuyucu eli kulağa atarak yavri yavri, hele zalim, hele gurban sözleriyle başlar ve bir dörtlük mayayı söyledikten sonra, halaydaki oyuncular breeey breeey nidalarıyla oyunu devam ettirirler. Ağın ve civarında bu mayaları en iyi okuyanlar arasında Süderekli Münür ‘ün ismi anılmaktadır. Günümüzde ise bu mayaları okuyanların başında Sonay Yay’ın ismi geçmektedir.

       
Mayalar
Huma Kuşu
Mayalar

Çık ayvana bak yıldızın merdine
Yeni düştüm bir yosmanın derdine
Düşmanların baykuş konsun yurduna
Gidem gelem ben gülümü derem yar.

İki bülbül figan eder bir güle
Layıkmıdır ben ağlayam el güle
Yare değen düşmanın eli büküle
Gidem gelem ben gülümü derem

Bir gül için bülbül giymiş kareler
Bu dert beni iflah etmez yaralar
Göz göz oldu sinemdeki yaralar
Neşter olup açanım yok saranım yok
Gider oldum tedarikim görüldü
Gitme diye yar koynuma sarıldı.
Bizim kısmet gurbet ele yazıldı
Gidem, gelem ben gülümü koklayam.


Huma kuşu yükseklerden seslenir
Yar goyunda bir çift suna beslenir
Sen ağlama kirpiklerin ıslanır
Ben ağlım ki belki gönül uslanır.

Sen gül ol ki ben bahçende bağ olim
Layık mıdır yanıp yanıp kül olim
Sen efendim ben önünde kul olim
Go desinler buda bunun guludur.



Yara benden yara benden
Yalvarın yara benden
Sinemde dağ-ı hicran
Sinemde dağ-ı hicran
Sağalmaz yara benden
Kara gözler, kara gözler
Karadır kara gözler
Gemim deryada kaldı
Yelkenim kara gözler
Güne düştüm, güne düştüm
Gölgeden güne düştüm.
Felek evin yıkıla.
Dediğin güne düştüm.