SİZDEN GELENLER
   

NOSTALJİ

İnsanlar, geçmiş dönem hayatlarını yaad ederek, büyük bir coşkuyla anlatmaları gerek sosyal yönden gerekse piskolojik yönden üzerinde durulması gereken konuların başında gelir.

Ağın, Arapkir ve Kemaliye yöresinde doğup büyüyen gençlerin çoğunluğu yirmi yaşına gelmeden ekonomik nedenlerden dolayı büyük şehirlere gelmişlerdir. Özellikle 1960–1970`li yıllarda gurbete gelen hemşehrilerimiz büyük sıkıntılar çekmiş olmalarına rağmen bulundukları ortama adapte olmuş, bunun neticesinde her alanda başarılı olup devletini ve milletini seven kültürlü,saygın ve örnek insan olmuşlardır. Hemşehrilerimizin büyük çoğunluğu yaşadığı şehirlerde iyi bir hayat standartı yakalamışlardır. Bu insanların bu anda ki imkanları ile 25-30 yıl evvelki imkanları arasında mukayase edilemeyecek kadar fark olmasına rağmen bir araya geldiklerinde bundan 30 – 40 yıl önce ki köyünde yaşadığı hayatı, insanlarla olan sosyal ilişkileri, gelenek ve göreneklerini anlatarak mutlu olurlar.

Derlerki: yazı da yanyana tarla deren iki komşudan biri tarlasını erken bitirdiğinde gitmez, mutlaka komşusuna yardım ederdi. Çeşmeden evine su getiren yaşlı neneyi gören genç kızlar, gelinler su kabını elinden alarak evine kadar taşır, ninenin ağzından çıkan duayı hediye kabul ederlerdi. Bir düğün olduğunda köyün tüm insanları evlenen genci kendi çocuklarıymış gibi günlük işlerini bırakarak düğüne yardım ederler; komşunun bir araç gereci ise kendi malıymış gibi kullanırlardı. Hasta olana tüm köylü geçmiş olsuna gider, yaşlı nineler, koynuna sakladığı bizim oralarda hiç olmayan veya nadir olan portakal veya narı çıkarıp verirlerdi. Birilerinin arası bozulup küs olsa bilge insanlar çıkıp haklıya haklı haksıza haksızsın deme erdemliğini gösterir, küs olanlara ise dinimizde üç günden fazla küs olunmaz der ve barıştırırlardı. Askere giden gençleri başta köyün imamı ile
beraber köyün erkeği ve kadını dua ile uğurlar, gurbetten gelenlere ise hoş geldine giderlerdi. Köyün kuzlayan ineğin ilk sütünden olan ağuzu komşularına ikram etmekten zevk duyarlardı. Nadiren pişirilen yemeklerin bacadan çıkan kokusundan dolayı komşusuna ikram etme gereğini duyan annnelerimiz köyün çocukların bacadan sarkıttığı tolikleride boş çevirmezlerdi.İnsanları nüktedan, hazır cevap, şakacı olmakla beraber kimseyi üzmeden, kırmadan samimi ve seviyeli bir ortamda yaşarlardı.

Günümüzde ise komşusunu tanımayan apartman yaşantısı, çıkar ilişkisine dayanan hayat tarzı, birilerinin başarısından ve mutluluğundan rahatsız olan bir ruh yapısı oluşmuştur. Haksızlığa göz yuman ve rahatsız olmayan, üretmeden tüketmeyi isteyen vicdanların kapsadığı alanlarda yaşayarak mutlu olmak elbette zordur. Çağdaşlığı, lüks yaşantı ve o yaşantının araçları sananlar onları elde etmek için her türlü yolu mübah görmeleri insanlığa ve sosyal adalete darbe vurmuşlardır. Bu hayat tarzları bizlerin kültürüne ve ruh yapısına uymadığından bizler, rahat ortamlarda olsak bile bir araya geldiğimizde nostalji yaparak yitirdiğimiz bu kıymetli değerleri ancak anarak mutlu oluyoruz.

Yapılması gereken, başta kültürleri yaşatma dernekleri, diğer sivil toplum örgütleri ve bizler insanlar arasında sevgi ve kardeşlik bağlarını güçlendiren bu değerleri genç nesillere aktarmak daha önemlisi bu güzel kültürümüzü sahiplenmek ve
onun kaynağına saygı göstermek gerekir.

Recep ÖZER `in (1999,Ağın Bülteninde yayımlanan yazısı)

Pul köyü

 
             
     

Ağın Balkayası Köyü Muhtarı Bünyamin Erdem'in kaleminden

"Dünden Bugüne" 26.05.2003

Elazığ İli Ağın İlçesine bağlı köyümüz ilçe merkezinin kuzey batısına düşmektedir, ilçeye 14 km dir. Komşu köyleri Demirçarık, Modanlı, Altunayva, Arapgir köylerinden Selamlı ve Eski Arapgir köyü ile çevrilidir. 2000 Nüfus sayımına göre nüfusu 55 dir. Şıhlar yeni ismi ile Balkayası olan köyümüz yeşillikler arasında şirin bir köydür. Köyümüz şu anki yerine kurulmadan önce yakın mevkilerde bulunan kalıntılara bakarsak asırlar önce insanların buralarda yaşamış olduklarını görebiliriz. Sırasıyla Tarikler mevkiinde dört adet oyma mağaraya, Bayrambaba ve Örenler mevkiinde eski mezarlar ve höyüklere rastlanmaktadır. Komşumuz olan Selamlı ve Demirçarık köylerinde de Örenler mevkisi bulunmakta ve buralarda insanların yaşadıkları mezarlar ve höyüklerden anlaşılmaktadır. Köyümüz yaşlılarından ve hala hayatta olan Mılla Halil oğlu 1332 doğumlu Abdulhalim Bilgin den almış olduğum bilgilere göre köyümüz Paşanın Pınarı eski ismiyle Çağılarası mevkiine kurulmuş, burası köyden ziyade çarşısı olan bir şehirmiş. Köy daha sonra Kayabaşı denilen yere kurulmuş. Yukarıda davar ağılı aşağıda ocak beyi denilen yer arasında o zamana ait evlerin duvarlarına ve kör pencere denilen pencerelere rastlanmaktadır. Abdulhalim Bilgin bu köyün 110 hane olduğunu söylüyor. Susuzluktan dolayı köy şu anki bulunduğu yere kurulmuş. İlk ismi küçük Mısır daha sonra Şıhlar ve daha sonra bütün köyler gibi bizim köyümüzün de ismi değişerek Balkayası olmuştur. Mezar taşlarındaki ve eski evlerin duvarlarındaki yazılara bakılırsa köyümüz üç yüz yıllık olduğu tahmin edilmektedir.

14 Yıl muhtarlık yapan Halim Dayı Osmanlıca ve Türkçe yi o zamanki muallimlerden eğitmenlerden yani Öğretmenlerden öğrendiğini söylüyor. Ayrıca Babasının da yani Mılla Halil Hocanın dan Arapça bilen bir İmam olduğunu söylüyor. Halim dayı gençliğinde köyümüzde 30 çift yani 60 tane öküz bulunduğunu söylüyor. Eskiden her yerde olduğu gibi bizim köyümüzde de kara sabanla yani öküzlerle daha sonraları atlarla yapılan rençberlik yerini modern Ziraat ve tarım aletlerine bıraktı. Bıraktı bırakmasına fakat tarımla uğraşacak güç kalmamış insanlarımıza. Ya kendisi hasta ya da hanımı, yaşları 50 nin üzerinde. Göç dalgasından nasibini alan 80 hanelik köyümüz şu anda 32 haneden oluşmaktadır. Hayvancılık yok denilecek kadar azaldı. 150 adet küçük baş, 25 adet büyük baş hayvan bulunmaktadır. Gençlerimiz gurbette kalmakta ısrarlı görünüyorlar. Bence köye dönerek tarım ve hayvancılığa yönelseler daha karlı ve sağlıklı bir yaşam elde ederler. Bu konuda gençlerimizin duyarlı olmalarını istiyorum tabi ki tercih kendilerinin. Vaktiyle 2 öğretmen bulunan okulumuz şu an öğrenci azlığından dolayı kapalı, diğer komşu köyler de de öğrenci sayısı azlığından öğrencilerimiz taşımalı sistemle her gün ilçeye giderek öğrenimlerine devam etmektedirler. Köyümüz İl ve İlçe bağlantı yolları asfalta kavuşmuş durumda. Şebeke suyumuz eski Muhtarlardan Hasan Erdem'in önderliği köylerimizin bedenen çalışması Kaymakamlığımızın ve Valiliğimizin desteği ile 1997 yılında tamamlanmıştır.

Sulama suyumuz yine Muhtar olarak benim önderliğim köylülerimizin bedenen çalışması ve Kaymakamlığımız ile Valiliğimizin desteği ile 2001 yılında boruya alınarak tamamlanmıştır. Köyümüz kanalizasyon inşaatı ise etüt ve projesi hazırlanmış olup 2003 yılında İller Bankası Köy Kalkınma Payından gelecek para ile gerçekleştirilmesi söz konusudur. Köyümüz ve komşu köylerimize yapmış ve yapacakları yardımlardan dolayı Sayın Valilerimize, Kaymakamlarımıza ben ve köylülerim adına teşekkür ediyorum. Ayrıca Abdulhalim BİLGİN'e vermiş olduğu bilgilerden dolayı teşekkür ediyorum. Sayın hemşerilerime köyüm hakkında az da olsa bir şeyler verebildimse ne mutlu bana. Sözlerime aşağıdaki dörtlükte son veriyorum.

Sülük Gölü yokuştur.

Manzarası pek hoştur.

Aman şoför kardeş

Beni sılama kavuştur."